Site Rengi


Adem Çilek ile Söyleşi
  • Hatırladığınız kadarıyla biraz çocukluğunuzdan bahseder misin? Nasıl bir çocuktunuz?

Ben 4 kardeşli, maddi imkânlarını yetersiz olan bir ailede büyüdüm. Çocukluğumda kilolu olmama rağmen çok hareketli, yerinde duramayan, akşama kadar sokakta oynayan bir çocuktum. Arkadaşlarımla oyun oynarken lider olmayı ve takım oyunları kurmayı severdim. Hiçbir zaman bireysel olarak oynayacağım oyunları tercih etmedim. Çok hareketli olduğum için kıyafetlerimde ister istemez çok çabuk yıpranıyordu. Eve her gidişimde mutlaka bir yerim sökük, okula her gidişimde ise o beyaz yakam kaymış olurdu. Okulda mutlaka, yakamı bir kız arkadaşım düzeltirdi. Öğretmenim beni çoğu zaman “Gel bakalım koca kafa” diyerek yanına çağırırdı. O da galiba beni böyle seviyordu. Ailemizde halamın kalbinde ayrı bir yerim vardı. Beni çok severdi. Halamın hiç çocuğu yoktu. Maddi durumu da oldukça iyiydi, bu yüzden beni evlatlık bile almak istemişti. Bazen annem kızınca, beni koruyacağını bildiğim için ağlayarak halama giderdim. Annem beni almaya geldiğinde, halam ona da kızardı. Çok ilginçtir, annemde bende el ele tutuşur, eve gidene kadar yol boyu ağlardık. Çünkü; halam, annemin bana kızmasına sinirlenir oda, ona çok kızardı. Kısacası; annem bana, halam anneme kızardı. Sonuçta üzülen annem ve ben olurduk.

  • Çocukken hangi oyunları oynardınız?

Çocukken sokakta oynadığımız için, o kadar çok oyun çeşidi vardı ki… yeni ve farklı oyunlar üretebiliyorduk. Zaman zaman, doğal ortamda; yılan, kaplumbağa gibi hayvanlarla oynamakta bana eğlenceli gelebiliyordu. Benimde her çocuk gibi evcilik oyunu oynayıp, baba rolünü üstlendiğim zamanlar oldu. En çok oynadığımız oyunlar; çelik çomak, çizgi oyunu ve saklambaçtı. Tabiki yaşımız ilerledikçe oyunumuzun şeklide değişti. Arkadaşlarımla misket oynamaya başladık. Bazen kurallı bir oyundan ziyade, içimizdeki o çocuk devreye girerdi, oyunun amacı daha çok eğlenceye dönüşüverirdi. Sonucunun ne olacağını bilsekte, komşularımızın kapıda kalan ayakkabılarının içine su doldurmak en zevkli uğraştı. Gördüğümüz ayakkabılara suyu doldurup hemen kaçardık.

  • Nerede oyun oynamayı tercih ederdiniz?

Bizler sokak çocuğuyduk. Sabah erkenden çıkıp akşam hava kararana kadar dışarda oyun oynardık. Evde hiç oyun oynamadım. Şimdiki çocuklar gibi arkadaşlarımla, evimizde bir oyun kurup oynamadık. Aslında bunun nedeni de vardı. Evimiz gece konduydu ve oyun oynayabilecek, bir oyun kurabilecek ortam yoktu. Evde elektrik bile sınırlıydı. Çoğu zaman elektriği olan komşumuza gidebilmek ve oyun oynayabilmek için, komşumuzun çocuğunun ödevlerini yapardım.

  • Oyunlarınızı oynarken hangi materyalleri (araçları) kullanırdınız?

Oyunlarımızı genelde doğada var olan materyallerle oynardık. Sopa, taş, gazoz kapağı, çam kabuğu, kibrit kutusu, sapan ve misketle oynardık.

  • Hiç oyuncağınız oldu mu? Ne tür oyuncaklarınız oldu?

Kendime ait hiç oyuncağım olmadı. En çok sevdiğim, en çok istediğim, özellikle her erkek çocuğunun olmasını istediği, bir bisikletim dahi olmadı. Ta ki ortaokulda babamın atölyesinde, hurdaları bir araya getirip kendime bisiklet yapana kadar…

Kısacası oyuncağa sahip olmak söyle dursun liseye gidene kadar kendime ait bir kıyafetim bile olmadı. Naylon ayakkabımı yırttığım zaman annem çok kızardı. Onu tamir etmeyi, daha doğrusu yamamayı öğrenmiştim. Bu yüzden el yatkınlığımdan dolayı kendi oyuncaklarımı da kendim hazırlayabiliyordum. Benim tek oyuncağım kendi hazırladığım bilyeli tornetim dir. En çok onunla oynadım.

  • Çocuğunuzla hiç oyun oynadınız mı? Hangi oyunu daha çok oynadınız?

Oyunlarımıza, evcilik doktorculuk gibi dramatik oyunlarla başladık. Daha sonra bu durum mutfakta yiyecek hazırlama ve yemek şefliğine kadar ilerledi. Adını “Şefçilik” koyduğumuz oyunumuzu uzun süre devam ettirdik. Mutfak oyunları bizim için vazgeçilmez olabiliyordu. Sonra oyunlarımız sırayla kızmabirader, jenga, mangala, tavla ve okeye oyunlarına dönüş yaptı.Çocuğumla çok oyun oynadım. Oyunlarımız daha çok ev ortamında gerçekleşiyordu. Tabi ki onun yaşı ilerledikçe oyunumuzun şeklide değişti.

  • Çocuğunuza hiç oyuncak hazırladınız mı? Hangi oyuncağı hazırladınız?

Her baba mutlaka çocuğuna küçükte olsa bir oyun aracı hazırlamış ya da hazırlamaya çalışmıştır. Bende oyuncaklar hazırladım. Bizim için vazgeçilmez olan, kar kızağı, ahşaptan minyatür oyuncaklar, hayvan figürleri, minyatür bahçeler hazırladım ve oynamasını sağladım.

  • Çocukluğunuza dönseydiniz, şu an çocukların oynadığı hangi oyuncakları oynamak isterdiniz?

Sanırım Legolarıyla oynamak isterdim. Çok güzel ve farklı hazırlanmış zekâ oyunları mevcut. Onlarla oynamayı tercih ederdim, tabi ki birde tabletimin olmasını isterdim.

  • Çocukluğunuzda hiç masal dinlediniz mi? Ya da çocuğunuza hiç masal anlatınız mı?

Çocukluğumda hiç masal anlatanım olmadı, ama ben çocuğuma, az da olsa kendi uydurduğum masalları anlattım. Masal anlatırken genelde önce uyuyan ben oluyordum. O yüzden çok fazla masal anlatamamışımdır.

  • Çocuklarımıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Çocuklarımıza, doğaya canlılara kısacası tüm çevreye karşı olumlu davranışlar sergilemelerini tavsiye ediyor ve onlardan geleceği düşünerek hareket etmelerini istiyorum. Tüm çocuklarımızı çok seviyorum.

SAYIN BAŞKANIMIZA, GÜZEL SOHBETİ İÇİN EÇED OLARAK

TEŞEKKÜR EDERİZ

07 Aralık 2021
41 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?