Site Rengi


ATAMIZIN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ

10 KASIM ATAMIZIN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ONU SAYGI VE SEVGİYLE ANIYORUZ KISA ANILARINI PAYLAŞIYORUZ.

KISA KISA ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUK ANILARI

Mustafa Kemal Atatürk’ün arkadaşı Asaf İlbay; _sokakta tüm çocuklarla birdirbir oynamayı çok  severdik ancak Mustafa bize hiç katılmazdı. O oyunu izlemeyi her zaman çok severdi. (www.cokbilgi.com/yazi/ataturkun-cocukluk-anilari). Selânik te Mançık ile bir kavas denilen sırttan atlamaca oynuyorduk. Bu oyunun icabı olarak kura çekilir, bir çocuk ellerini diz kapaklarına koyarak eğilir, diğer çocuklar sıra ile ellerini eğilen çocuğun sırtına vurarak atlarlar ve bir iki metre ileride birinci çocuğun vaziyetini alır, bu suretle uzun sıra atlaması sporu yaparlardı. Bunu takiben eğilen çocuklar tedricen yükselerek yalnız başları vücutlarına kaim olarak dururlar, birbiri üzerinden atlarlardı. Buna da yüksek atlama oyunu adı verilmişti. Bu yüksek atlamada düşenler çoktu. Mustafa Kemal, mutadı vechile oyuna girmezdi; yalnız düşen kalkanlarla eğlenir, alay eder, gülerdi. Nasılsa bizim kafamız kızmış olacak ki, söz birliği ederek Mustafa Kemal’i karga tulumba etmeye teşebbüs ettik. Nihayet oyuna girmeye razı oldu ve sonuncu olarak sıra ile eğilmiş bulunan çocukların üstünden atladı. Sona gelince dimdik ayakta durdu. Ne yaptıysak, Eğilmem dedi ve eğilmedi! Artık hakkıyla kızmıştık, Bu oyun bozanı aramızdan çıkaralım diye fiskos ettik.
Fakat ittifak edemedik, kendimize bir baş seçemedik (www.egitimhane.com/ataturkun-cocukluguna-ait-hikayeler). 

Bir gün evimizin bahçesinde kanadı kırık, yaralı bir güvercin buldum. Eve götürdüm. Anneme ve kardeşlerime gösterdim. Güvercini veterinere götürdük. Kanadını sardı, iyileşir, dedi. Üç gün güzelce besledim. Dördüncü günün sabahında kafeste cansız yatarken buldum. Çok üzüldüm. Gözyaşları içinde güvercini bahçenin bir köşesine gömdüm. Seni hiç unutmayacağım, güvercin, dedim. Aradan yıllar geçti ama ben o güvercini unutmadım (www.egitimhane.com/ataturkun-cocukluguna-ait-hikayeler). 

Yeni evimiz küçüktü ama bahçesi büyüktü. Bu bahçede komşu çocuklarıyla askercilik oynardık. Askercilik oynarken, beni komutan seçerlerdi. Ben de karşımda hazır ola geçmiş arkadaşlara çeşitli görevler verirdim. Onlar da, emredersin komutanım deyip koşarak uzaklaşırlardı. Üç beş dakika sonra geri gelerek görevi tamamladıklarını söylerlerdi. Daha sonra onları sıraya sokar, uygun adım yürütürdüm. Bir gün bize tahtadan tüfekler hazırlayan marangoz Celal Amca oyunumuzu seyretmiş ve anneme: ” Zübeyde Hanım, Mustafa’yı askeri okula göndermelisiniz. Kendisi iyi bir komutan adayıdır. ” demiş (www.sosyalbilgiler.org/forum/yazili-evraklar-44/ataturk’un-cocukluk-anilari).

Mustafa, Şemsi Efendi Okulu 4. sınıfa giderken, beden eğitimi dersinde öğretmeni sınıfa koşu yarışması yaptırdı. Okul etrafında iki tur atılacak ve birinci olan okul çapında yapılacak koşuda sınıfını temsil edecekti. İlk turu önde geçen Mustafa ikinci turun ortalarında bitiş çizgisine doğru güçlü adımlarla koşarken, biraz ilerde uçamayan bir yavru kuşun peşinden koşan siyah, kocaman bir kediyi fark etti. Mustafa yön değiştirip hızla koşarak yavru kuşu kedinin pençesinden kurtardı. Yavru kuşu severek ve yürüyerek yarışı en sonda tamamlamasına karşın, olayı öğrenen öğretmeninden yavru kuşu kurtardığı için aferin alan Mustafa, yarışı birinci bitiren arkadaşının: 

Hayır, ben birinci değilim. Yarışın birincisi Mustafa dır. O benden daha hızlı, sınıfımızı benden daha iyi temsil eder demesi üzerine öğretmeni tarafından birinci gelmiş sayıldı. On beş gün sonra yapılan koşuda okul şampiyonu olan Mustafa, derslerindeki başarıyı koşuda da gösterecek ve Selanik Şampiyonu olarak bir kupa alacaktı (www.egitimhane.com/ataturkun-cocukluguna-ait-hikayeler).

Çocukluğumda yaşadığım anılardan biri de Makbule ile Naciye arasındaki elbise kavgasıdır. Komşu   kızın üstünde yeni elbiseyi gören Makbule ile Naciye, anneme, biz de yeni elbise isteriz, dediler. 
Annem; ” Tabi olur, benim güzel çocuklarım. Ölçünüzü alır, size yeni birer elbise dikerim. Şunun şurasında bayrama ne kaldı? Bayram günü de yeni elbiselerinizle gezersiniz. “dedi. 
Birkaç günde elbiseler hazırdı. Makbule ile Naciye yeni elbiseleriyle kıvanarak gezdiler. Bir hafta sonra kız kardeşlerim eski elbiselerine dönüş yaptılar. Annem de yeni elbiseleri yıkayıp, ütüledi ve elbise dolabına astı. Aradan zaman geçti ve arefe gününden bir gün önce evde bir gürültüdür koptu. Meğerse Naciye bayramlık elbisesini giymek istemiş, üstüne olmamış, dar gelmiş ve bir yaş büyük ablası Makbule’nin elbisesini giymiş. Bunun gören Makbule, Naciye’den elbisesini çıkarmasını isteyip sesini yükseltmiş. Araya giren annem Naciye’ye neden ablasının elbisesini giydiğini sordu. Bunun üzerine Naciye:  ” Ama anne, benim elbisem üstüme olmadı, çok dar geldi. Bir de ablamın elbisesini deneyeyim dedim. Tam geldi. Bayramda ben bunu giyeyim ha, ne dersin? “  Annem daha sonra elbiseyi Makbule’ye giydirmeye çalıştı ama dar geldi.  Annem: 
 ” Tabi dar gelir. Siz büyüme çağındasınız. İki ay önce diktiğim elbisenin şimdi dar geleceğini düşünemedim. O zaman bayramda Naciye bu elbiseyi giyer, ben Makbule’ye iki gün içinde yeni elbise dikerim. “ Annem aynen öyle yaptı. İki günde elbiseyi dikti ve Makbule bayramda bu elbiseyi giydi. Beni sorarsanız annemden rica etmiştim ve beni kırmadı. Bana bayramlık alınmadı. Babamın yokluğunda zaten kıt kanaat geçiniyorduk. Annemi zor durumda bırakmak istemedim (
(www.egitimhane.com/ataturkun-cocukluguna-ait-hikayeler).

Langaza’da dayımın çiftliğinde kalırken komşu çiftliğin yakınından geçerdim. Bir gün çiftlikten sesler geldi. Koştum. Kuyunun başında üç çocuk kız kardeşlerinin kuyuya düştüğünü söylüyor ve yardım istiyorlardı. Oralarda kalın bir ip  buldum. İpi ağaca bağlayıp kuyuya indim. Tahminen altı yaşlarında bir kız beline kadar su içinde duruyordu. İpi kızın beline bağladım ve ağabeylerine yukarı çekmesi için, seslendim. Ağabeyleri kızı yukarı çektiler. Daha sonra ipi aşağı sarkıttılar. İpi belime bağladım, ellerimle tuttum  ve beni çekiniz,  diye bağırdım. Çeken olmayınca ipten tırmanarak kendi çabamla yukarı çıktım. Kimseler yoktu. Demek ki  kardeşlerini kurtarınca ağabeyleri beni kurtarmaya lüzum görmemişti www.sosyalbilgiler.org/forum/yazili-evraklar-44/ataturk’un-cocukluk-anilari).

HAZIRLAYANLAR : ÜMMİYE KARATAY DİKMEN-  NUR ÖZYEŞER CİNEL –  AYNUR ÖZKAN

04 Kasım 2020
134 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?