Site Rengi


ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Seyit Onbaşı

Mecidiye tabyasında tek top ayakta kalmış, onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 276 kg’lık mermiyi kaldırıp namlunun ucuna sürmüş ve Ocean gemisinde büyük bir yara açmıştı. 18 Mart 1915’te saat 17.30 civarındayken hedefleri İstanbul olan İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale’yi geçmek için bir kez daha harekete geçmişlerdi. Mecidiye tabyasında bulunan Türk askerlerinden 16’sı şehit olmuş, 24’ü yaralanmıştı. Sadece üç kişi ayakta kalmıştı: Yüzbaşı Hilmi, Havranlı Seyit ve Niğdeli Ali. Yüzbaşı Hilmi Bey, telaş içinde yardım istemeye gitmişti. Bu gemileri durdurmak için ellerinde vinç sistemi arızalanmış bir top İle her biri üç kişinin ancak taşıyabileceği üç de top mermisi vardı. 276 kg ağırlığındaki top mermisini –annesinden öğrendiği duayı okuyarak- kaldıran ve topa yerleştiren Havranlı Seyit Onbaşı, Ocean zırhlısını bacasından –İngilizlere göre zırhsız olan dümen kabininden- vurarak, savaşın tarihini değiştirmişti. Ocean zırhlısından yayılan alevler Çanakkale’nin geçilmezliğinin yanı sıra İstanbul’a da kurtuluşu müjdeliyordu.

Nusret Mayın Gemisi

Nusret mayın gemisi Çanakkale Savaşları’nda döşediği mayınlar İle 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin kazanılmasında büyük rol oynamıştı.

Almanya’da inşa edilen Nusret mayın gemisi Boğaz sularına 3 Eylül 1914’te gelmişti. Çanakkale Boğaz Savunma Kumandanı Cevad Paşa’nın emriyle, 7 Mart 1915 Pazar gece yarısı depoda bulunan son 26 mayını çok büyük bir maharetle Boğaz’a döşedi. 18 Mart 1915’te, Çanakkale Deniz Savaşı’nda düşman gemilerinden, İngiliz Irresistible ve Ocean ile Fransız Bouvet zırhlıları boğazın karanlık sularına gömüldü.

Geminin ikinci sorumlusu Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey, tebrik için telefonla, İstanbul’da hastanede yatan Gemi Komutanı Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey’i aradı, ancak ulaşamadı. Çünkü Hakkı Bey bir süre önce şehit olmuştu (www.canmehmet.com)

Çocuk Asker

Köyde arkadaşlarıyla oynarken tellalın seferberlik ilanını duyar duymaz hiç vakit kaybetmeden askeriyeye koşar. Duymuş ki: ‘Düşman vatan kapılarına dayanmış işgal edecekler. Vatan, bayrak, din, namus ayaklar altına alınıp çiğnenecek.’ Artık durur muydu, vatan işgal edilecek. Aç, susuz yaşana bilinir fakat vatansız asla yaşanılmazdı. Bu sebeple kendini askere kaydını yaptırır. Onu hemen Çanakkale cephesine gönderirler.

Cepheye geldiğinde herkes şaşkın bir şekilde ‘Bu çocuğun burada ne işi var.’ diyorlardı. O kadar küçüktü ki kendisine uyacak bir askeri elbise bulamadılar. Bu sebeple O’nu ismiyle değil ‘Çocuk’ diye sesleniyorlar, çağırıyorlardı. Bir istirahat anında anasının sade mendilini eline almış üzerindeki tozları siliyor ve anasını hatırlayıp ağladı ağlayacak haldeyken birden taarruz, hücum emri verildi. Hemen minik parmaklarıyla tüfeğini kaptı ve hücuma katıldı. Bir elinde anasının mendili bir elinde silah koşuyordu. Koştukça coşuyor, coştukça da en ön saflara ilerliyordu. Yanındaki asker abilerinin yere düşmelerine aldırmıyor. Onların yerini dolduruyordu. Bu hengâmede oda abileri gibi yere düşmüştü. Bir anda durakladı, gözleri karardı ama elindeki silahını hiç bırakmadı.

22 Mart 2022
14 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?