Site Rengi


Uzman Gözüyle Mart 2021 Yazımız

Uzman Gözüyle Mart 2021 Yazımız

 

Yazıma başlarken, nereden başlarsam okuyanlara otizm hakkında daha net fikir verebilirim ve var olan bilgilerine nasıl yenilerini ekleyebilirim diye düşündüm. Ben otizmin genel hatları hakkında, artık bir çok kişinin bilgi sahibi olduklarını düşünüyorum. Ancak hem, bir Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi hem de otizmli evlada sahip bir anne olarak, tanıdığım otizmi tam yirmi iki yılher özelliği ile yaşamış olmama rağmen, bugün hala tam olarak çözebilmiş değilim. Çünkü Otizm Spektrum Bozukluğu dediğimizde; bunun otizmli bireye sahip olan her aile ve her otizmli birey için “başı var ama sonu yok” denebilecek şekilde farklı ve tahminlere sığmayan, uzun, zorlu ancak yaşanarak deneyimlenebilir ilginç bir yolculuk olduğunun farkındayım.

Otizm ile birçok kişi  uzun yıllar önce
Amerikalı oyuncu Dustin HOFMAN’ın “Rain Man” filmini izleyerek tanışmıştı. O yıllarda bir çok kişi
tarafından (yani filmin oynadığı 1988 yılı ve devam eden uzun yıllar boyunca), karşımıza çıkan
otizmli bireylere “otizmli birey” bile diyemeyecek kadar az tanıyor ve böyle kişilere “otistik”
diye hitap ediliyordu. Son yıllarda daha fazla tanır olduk ve şu sıralarda tv.de oynayan popüler
bir dizi olan “Mucize Doktor” dizisi ile yine ilgimizi çekiyor, bazen zeka kapasitelerine hayran
kalıyor, bazen de bizlere garip gelen takıntı ve davranışlarına anlam vermeye
çalışıyoruz.

Peki otizm nedir ve otizmde görülen davranışlar nasıldır biraz  da buradan bakalım o halde .
Otizm genellikle ilk üç yaşta başlayan ve yaşam boyu süren, kişinin etrafı ile sözel ve sözel
olmayan şekilde uygun bir ilişki kuramaması şeklinde ifade edilebilen gelişimsel bir bozukluktur.
Nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, sebep olabilecek çok fazla faktörle beraber genetik
olduğu  düşünülmektedir.
• Başkalarıyla göz teması  kurmuyorsa,
• İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,
• Söyleneni işitmiyor gibi  davranıyorsa,
• Parmağıyla istediği şeyi  göstermiyorsa,
• Oyuncaklarla oyuncağın işlevine uygun oynamayı  bilmiyorsa,
• Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi  göstermiyorsa,
• Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda  söylüyorsa,
• Konuşmada akranlarının gerisinde  kalmışsa,
• Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri  varsa,
• Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince  davranıyorsa,
• Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa,
• Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa,
• Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki  veriyorsa,
• Normal öğrenme metodlarını kabul etmek  istemiyorsa,
• Bazı objelere çok fazla  bağlanıyorsa,
• Yapılan ima ya da espriye tepkisiz  kalıyorsa,
• Sarılma öpme gibi fiziksel temastan  hoşlanmıyorsa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğer tanı alması beklenen çocuk,
yukarıdaki belirtileri gösteriyor ise otizm açısından değerlendirilmelidir. Otizmde kesin bir tanı
ölçütü bulunmamaktadır.
Çocuğunuza otizm tanısı koyabilecek kişiler çocuk psikiyatristleri ve çocuk nöroloji uzmanlarıdır. 
Ebeveynler ile görüşme, soru-cevap formları ve çocuklar gözlemlenerek otizm tanısı konulmaktadır. Aslında her otizmli birey  birbirinden oldukça farklıdır ve az önce saydığım kriterler her bir kişide görülecek diye bir kayıtta yoktur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Buraya kadar yazdıklarım otizmle karşılaşmanın en kolay kısmıydı aslında. Aileler için bundan sonrası oldukça ağır ve yaralayıcı başlayan bir süreç. Öyle ya; anne karnında teşhis  edilmediğine göre, hemen hemen hiç bir ailenin özel gereksinimi olan bir bebeğe sahip olmak gibi  bir beklentisi de olmaz. Hamilelik sürecinde iken ne umutlarımız olmuştur, doğmamış çocuklarımıza  dair. Onlar hayata merhaba demeden biz mesleklerini bile seçeriz. “Benim kızım ya da oğlum büyüyünce doktor olacak” ya da  farklı bir şeyler işte. Ama hep toplum tarafından beğenilen, tercih edilen meslekleri yakıştırırız
ve bir gün olmaması ihtimalini bile konduramayız.
Teşhis konulana kadar bir türlü de konduramaz aileler. Konuşması geciktiğinde aileden geç konuşan
birilerine benzetilir. Çevreye ilgisi yok ise, o zaman da “cool benim çocuğum kimseye pas vermez”
denir. Teşhis aşamasından sonra, aileler tarafından ret etme süreci yaşanır. Kabul süreci ise, ne
kadar erken olur ise çocuklarımıza o derece faydalı olabiliriz. Yani kabul ettiğimizde hayat da
bize artık seçenekler ve çözümler sunmaya başlar. Tabi ki bu saydıklarım tüm aileler için geçerli
olmamakla beraber,  birçok ailenin teşhisten sonra yaşadıkları duygular aynıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Teşhis konulduktan sonra ailenin hızla toparlanması ve en uygun   şekilde eğitime başlaması gereklidir. Yaşamın ilk üç yılı öğrenme, konuşma, bilişsel, duygusal, sosyal  gelişim açısından çok kritiktir. Çünkü bu dönemde çocuk çok hızlı gelişir ve temel beceriler için  çocuk gelişiminde çok çok değerli bir dönemdir. 0-3 yaş erken müdahale dönemindeki çocukların  öğrenme kapasiteleri daha geniş olmakla beraber, eğitime verdikleri karşılık da daha hızlı  olmaktadır .
Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde
ellisinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte, büyük ilerleme
kaydedilmekte ve hatta az olmakla birlikte bu otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde
diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme
sıklığı artmış olan otizm her 54 çocuktan birinde görülmektedir.
Uygun bir özel eğitim, eğitime destek olarak aile içerisinde eğitimin sürekli yaşam tarzı olarak
benimsenmesi ve aile çevresinde olan büyükanne, büyükbabalar,  yakın  akrabalar  ve  hatta  yakın 
dostların  ailelere   destek vermeleri de çok önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kendi adıma umuyorum ki; toplum olarak desteklenmeye ihtiyaç duyan, kabul ve sevgi gören, ancak bu geniş çerçevede sosyalleşmesi ile gelişmesi de mümkün olan  çocuklarımızı sadece 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde değil; karşılaştığımız da da fark  ederiz. Rastladığımız çocuk parklarında çocuklarımızı yanlarından uzaklaştırmaz, sesine  sinirlenmez, dolmuşta veya otobüste gördüğümüzde “rahat durmuyorsa binmeyin otobüse” diyerek  dışlamaz otizmli bireyleri ve aileleri için biraz daha empati kurarak aslında onların da bunları  isteyerek yapmadıklarını, sadece kabul görmenin
bile onları çok mutlu edeceğini hatırlarız.

Aysun CENGİZ
(Pedegog Çoc.Gel ve Eğitimcisi)

13 Mart 2021
346 kez görüntülendi
Etiketler: , , ,

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM

  1. Rabis Erer dedi ki:

    Hem çocuk gelişimi ve eğitim uzmanı, hem de otizmli evlada sahip bir annenin dilinden; otizmi her yönüyle tanıtan, bilgilendiren, sade, öz ve çok
    yararlı bir anlatım olmuş.
    Teşekkürler Aysun Cengiz
    Teşekkürler EÇED

  2. Rabia Erer dedi ki:

    Hem çocuk gelişim uzmanı ve eğitimci hem de otizmli bir evlada sahip annenin dilinden, otizmi her yönüyle anlatan çok yalın, bilgilendirici ve yararlı bir anlatım olmuş.
    Teşekkürler Aysun Cengiz
    Teşekkürler EÇED

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?